Reklam

Sevgi Gidilecek Tek Yoldur

Kasım 29th, 2011 Yorum Yok »

SEVGİ-Gidilecek Tek Yoldur.

Hayat sevgidir ve sevgi hayattır.

Aşk sevginin sonsuz yolculuğuna giriş noktasıdır.

Hayatımızda ne kadar mutluyuz, ne kadar seviliyoruz veya ne kadar ve nasıl seviyoruz.

Bu soruların cevaplarını, dünyada insanlık adına yaşanan sefilliğe, yoksulluğa ayrımcılığa, açlığa ve savaşa ve buna benzer negatif olay ve tutumlara bakabildiğimiz zaman anlayabiliriz. Bütün bu yaşana trajedinin ardında bir tek neden vardır. Sevgisizlik. İnsanın sevgiden ve sevmekten ayrılmış olması bütün bu yaşanan acıların nedenidir.

Nerde sevgiden ayrılmaya başlarız.

Bebekken her birimiz hayatımıza sevilebilir ve sevebilir olmanın güveniyle başlarız. Masumiyetimize daha dokunulmamıştır.

Ama zaman içinde büyürken yaralanırız, inciniriz, red ediliriz, Gereğinde fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalırız. Doğmatik düşüncelerle, anne babamızın toplumun beklentileriyle, şartlanmışlıkla, yasaklarla ödül ve cezayla büyütülürüz. Otuzlu yaşlarımızda hayatımızın geri kalanı boyunca sırtımızda içimizin derinliklerinde taşıyacağımız bir sürü yarayla ve kalıpla donanmışızdır. İlk masumiyetimizden geriye hiçbir şey kalmamıştır.

Hayat yolumuz boyunca her incindiğimizde ve yaralandığımızda etrafımıza kalın duvarlar ördük. İncinen ve yaralanan taraflarımızı bu duvarların arkasına sakladık. Sevilmeyen parçalarımızı kötü, sevilebilir taraflarımızı iyi diye adlandırdık.

İçimizdeki Tek bütünü ikiye böldük. İçimizde iyi yönlerimiz ve kötü yönlerimiz vardı. Ve içimizde ki iyi yönlerimizi abartılı bir şekilde çevreye sunarken, kötü taraflarımızı sadece kendimize sakladık. O kadar karanlık yerlere ve duvarların arkasına sakladık ki bu yönlerimizi sonunda biz bile zaman zaman kendimizi neden bu kadar kötü ve depresif hissettiğimizi unuttuk.

Çünkü içimizde bölünemez kendimizi ikiye bölmüştük. İyi taraflarımız kötü taraflarımız. Sevilebilir kendimiz, sevilemez kendimiz.

Bütün bu duvarları kötü taraflarımızı saklamak için örerken, bir de bu duvarın üzerine ambalajlar ve etiketler yapıştırırız; diplomalar, para,mal, mülk, ün, hayran kitlesi, sahte davranışlar, renkli imajlar, şaşalı kelimeler, duygudan yoksun jestler.v.s. aklımıza gelebilecek her türlü şeyi duvarın üzerine yapıştırırız.

Ve sonrada insanların bu etiketleri sevmelerini isteriz.

Ve işin komiği bir ömür boyu sürecek ,Gerçek Sevgiyi ararız.

Veya ölümsüz bir sevginin kahramanı olup sonsuz bir sevgiyle sevilmek isteriz.

Ve Gerçek Sevgi-Aşk karşımıza gelip dikildiği zaman elimiz ayağımıza dolanır ve ne yapacağımızı bilemeyiz. Ya kaçarız; hayatımızın geri kalanında yine aramaya devam edip etiketlerimiz ve duvarlarımızla yaşarız. Veya Gerçek Sevgiye teslim oluruz.

Kaçmak istememizin neden, gerçek Sevginin sessiz bir mesajının olmasıdır. Ve mesaj açıktır:

Sevgi ve Aşk bizde olan her bölümün içine akmak ister. Çünkü Sevgi Evrensel akıştır.

Bizin içimize ördüğümüz duvarlara, etiketlere ve kendinizin kopyası olan maskaralıklarımıza bakmaz. Her şeyin içine ve dışına akar. Her şeyi görür ve arındırır.

Gerçek Sevgi bir çok kişinin itiraf ettiğinden daha tehlikelidir.

Çünkü Gerçekten Sevmek; bütün Varlığınızı koşulsuzca açmanızı gerektirir.

Çünkü Ruh, yani Sevgi..iyi kötü ( bizlerin tanımlamaları olsa bile) sevilebilir veya sevilemez, her şeyi sevmek ister. Ve sevgiye izin verirseniz ve gerçekten cesur olabilirseniz Yaşamın gerçek manasına ve tadına varabilirsiniz.

Mevlana’nın söylediği gibi; sevgi önce insan olmanın dudaklarını tattığında, şarkı söylemeye başlar.

Ve siz işte o zaman, yaşam şarkısını söylemeye başlarsınız.

Ve siz sevgiyle dolarsınız.

Bütün incinmişlikleriniz, yaralarınız ve kendinizi diğerlerinden ayırmışlığınız şifalanır.

Sevgi Şifadır. Sevgi Güçtür. Sevgi değişimin sihridir.

Ve sevgi nedensiz nedendir. Sevginin bir nedeni yoktur. Gündemi yoktur. Düşünceye duyguya ve maddi şeylere bağımlı değildir. Evrenin nedeni yoktur. Yaşamında nedeni yoktur. Sadece basitçe vardırlar ve akarlar. Olurlar. Sevgi gibi.

Sevgi dağda açan bir çiçek gibidir. Hiç kimse o çiçeği koklamasa, muhteşem renklerinin farkına varamasa da, ÇİÇEK AÇAR. Sevgi bir Haldir. Sevgi Ruhun Duruşudur.

Sevgiyi Tüm ruhunuzda hissettiğinizde sadece seversiniz. Ve sevgi olursunuz.

Doğal olan sevgidir. Sevmektir.

Çünkü sevgi Hayattır. Evrenleri, dünyayı ve bedenlerimizi bir arada tutan güç İlahi Sevgidir.

Sevgi dünyaya bağışlanmış 5. Elementtir. Ateş-Su-Toprk-Hava dan oluşan dünyamızı bir arada tutan çekim gücü sevgidir.

Doğal olmayan sevgiden sapmamızdır.

Binlerce yıldır yeryüzünde süregelen şiddetin, acımasızlığın, sefilliğin ve savaşların nedeni sevgiden ayrılmamızdır. Kendimizi içimizde sevilebilir ve sevilemez olarak ikiye bölüyoruz. İçimizde olanı dışımızda da yaşamaktan başka çaremiz yok.

Çünkü dış realitemiz, ruhumuzun aynasıdır.

Başkalarını yargılarken, aslında yargıladığımız kendimizdir. Nefret ettiğimiz kişi yine bizizdir.

İNSAN ANCAK KENDİNDE OLANI GÖREBİLİR.

21 yy başlangıcında insanlığa ve insan bilincine ruhuna ne oldu diye yakınıyorsak ve geleceğimizden korkuyorsak ve dünyada gidilecek bir yer bulamıyorsak, önce kendi içimize bakalım derim.

Kendimizi iyisi ve kötüsü ile dürüstce ve samimi bir şekilde içimizde görebilirsek, dünyanın neden bu hale geldiğini anlayabiliriz. İçimizde ne kadar öfkeliyiz, korkularımız neler, kalıplarımız neler, nefretlerimiz ne kadar büyük? Ne kadar koşulsuzca seviyor ve seviliyoruz?

Unutmayın diğer insanlar içinde, siz dünyanın geri kalanısınız. Hepimizin sonu aynı son, hepimizin geleceği aynı gelecek. Sonuçta dünyada tek bir insanlık yaşıyor. Ve hepimizin acıları kederleri sevinçleri aynı. Ne kadar çok birbirimize benziyoruz. Ve ne kadar çok birbirimize ayrı düşmüşüz.

Kendi içimizi görebildiğimiz zaman ve kendimizle ilgili her yönümüzü sevgiyle bağışlayabildiğimiz ve kucakladığımız zaman, diğer insanları ve dünyayı da kucaklayabileceğiz. Sevebileceğiz.

Ve bundan sonra dünyada BARIŞ ve Huzur bulabileceğiz.

İnsan, Tanrı’nın sırrının sırrıdır.

İnsan İlahi güzelliğin aynasıdır..Mevlana

Ben de kendimce derim ki

Aşk ve Sevgi ise aynaya bakış ve sırrı görüştür.

Ve insan hayattır. Ve hayat sevgidir.

Ve Sevgi gidilecek tek yoldur.

_________________
Hayatta Ya Tozu Dumana Katarsın Ya Tozu Dumanı Yutarsın…

Dilde Sevgi

Kasım 29th, 2011 Yorum Yok »

DİLDE SEVGİ……

Gittikçe yitirilen iki kavram….SEVGİYE SAYGI….SEVİLENE DEĞER…..

Nedeni zannediyorum gittikçe materyal yaşama geçişten kaynaklanıyor.

Beklentilerin tamamen maddeye dayalı olması, sevgide de değişik versiyon uygulamalarına sebebiyet veriyor.

Bunun getirisinde de, sevgi gönle inmeden, dilde takılı kalıyor.

Hele ki bu sevgiye değer vermeyen kişilerde, bunu sadece dilde yaşayan kişilerde, kılıftan kılıfa girerek,

renk ve şekil karmaşasında, sevginin mizahı olarak çıkıyor karşınıza

Örnek mi? Dilde sevgiye mi? İşte size bir örnek; Seni seviyorum ama ruhum özgür, bu nedenle başkalarıyla da beraber oluyorum…

BUNUN ADI DA, SEVGİDE DÜRÜSTLÜK OLUYOR… (Yeni format sevdalarda….

Ne kadar hoş değil mi?… Saygı yok, sorumluluk yok,… Sadece dilde dolanan bir sevgi

Oysa ki bu beyinlerin, bu gönüllerin, kendilerinden giden değerlerinin farkında bile olamaması, bence işin en acı yanı

Bu noktada tabii ki, sevilene değer devreye giriyor.

Dilde yaşanan sevgilerde her şey dilde kaldığı için, değer yargısı da fonksiyonunu yitiriyor, bir işlevi kalmıyor.

O dilden aynı anda onlarca kişiye aynı sözler çıkıyor, onlarca kişiye aynı anda sunuşlar yapılıyor, vaadler veriliyor,

Sevgi dilde olduğu için, gönül huzurlu, gönül arsız bir rehavet içinde mutlu.

Mutlu, çünkü onlarca kişiyi mutlu ettiğini düşünüyor, kendine verilen değerin yitirildiğinin farkına bile varmadan, koştukça koşuyor, coştukça coşuyor.

SEVGİ DİLDE… GÖNÜL UMARSIZ BİR REHAVETTE..

Ama şunu da biliyorum ki, sevgiyi hala daha gönülde yaşamasını yaşatmasını, sevdiğine değer vermesini bilenlerde var.

Gönül elbisesi dediğimiz sevgiyi, hala hakkıyla ve değeriyle giymesini, taşımasını bilenlerde var.

Bu nedenle diyorum ki, siz dilde sevgiyi yaşayan ve yaşatmaya çalışanlar, bunu bir misyon haline getirmiş beyler, hanımlar,

lütfen sadece sadece sizin kulvarınızdaki kişilere yelken açınız.

Bu güzel duyguyu, gönülden yaşamayı bilenlerden uzak durunuz, durunuz ki zararınız sadece dilde sevgiyi benimsemiş kişilere olsun.

Bırakın gönül gözü açık, gönül insanlarının yolları yeşil kalsın, gönül çiçekleri solmasın, uzun soluklu sevgilerde mutlu yaşasınlar.

Alıntı:Haluk CANGÖKÇE
_________________
Hayatta Ya Tozu Dumana Katarsın Ya Tozu Dumanı Yutarsın…

Elinize Sağlık

Kadın ve Hobi

Yemek tarifleri Yemek tarifleri
Domain Domain